Farkına Varmanın Ağır Yükü

Bulunduğun çevre, duygu durumunu ve sergilediğin davranışları doğrudan şekillendirir. Çevrendekiler aşırı bencil olduğunda, sırf ortamdaki dengeyi sağlayabilmek adına kendini hiç hak etmediğin bir fedakârlık rolünde bulabilirsin. Ya da tam tersi... Önemli olan bir şeylerin farkına varabilmektir derler ya; esas mesele, seni için için tüketen o ortamdan zamanında uzaklaşmayı bilmektir. Etrafımda iki insan vardı; biri ilgimi, diğeri ise çabamı sömürdü. Aslında ikisi de aynı şeyi yaptı: Beni kendi bencilliklerine kurban ederek yıprattılar. Oysa aynı tavrı sen onlara sergilesen, aradaki o samimiyetsiz çelişki nasıl da sırıtırdı... İlkinde, ilgimi her sömürdüğünde bunu beni sevdiğine yormuştum. Oysa beni hem maddi hem manevi olarak manipüle ediyormuş. Buna inanmak istemedim; çünkü ben onu, etrafındaki her şeye rağmen içtenlikle seviyordum. Şimdi çok daha net görüyorum: O sadece karşısındakinin ilgisine muhtaç, kendiyle yüzleşemeyen bir acizden fazlası değilmiş. İkincisi ise kendi iç stresini, yükünü sürekli benim üzerime boşaltıyordu. Onun için çabaladım, bazen onu kendisinden bile daha çok düşündüm. Ama o bu çabamı bir destek değil, bir tehdit olarak algıladı. Kendi kötü ruh halini bana bulaştırıp kenara çekildi. Onun için harcadığım her emek boşunaydı; ne yaparsam yapayım, bildiğini okumaktan vazgeçmeyecekti. İki taraf da beni iyiye götürmedi, aksine eksiltti. Ve tüm bunların bu kadar geç farkına varmış olmak, insana en çok acı veren şey.

Bu blogdaki popüler yayınlar

ilk gönderi

Hayattan Nasıl Zevk Alınır?

Sevmekten korkmak - Filofobi