Toksik maskülenite
Erkeklik ve Onun Getirdiği Sağlıksız Durumlar
"Erkek dediğin..." diye başlayan o basma kalıp sözler, erkekleri sürekli belirli bir role sokmaya çalışıyor. "Erkek adam ağlamaz", "Erkek adam eşine baskınlık kurar" gibi algıların temel nedeni aslında ataerkil toplum değil midir? Kendi koydukları kurallar, günün sonunda dönüp dolaşıp kendilerine de acımıyor. Sonra da kalkıp "Kadınlar para düşkünü, zengin olsam severlerdi" diye yakınıyorlar.
Küçüklükten beri babası sırf "erkek" olduğu için ona sarılmamış; ağlamayı, duygularından bahsetmeyi feminen bir zayıflık olarak görmüş çocuklar büyüyor. Toplum onlardan taş kalpli olmalarını bekliyor. Evlendikten sonra ise onlar da aynısını kendi çocuklarına uyguluyor ve bu hastalıklı döngü böylece sürüp gidiyor.
Bu toksik maskülenite sosyal medyaya da açıkça yansıyor. Başarılı bir kadın gördüklerinde "Kesin patronuyla beraber olmuştur" ya da "Arkasında kesin bir erkek vardır" diyorlar. "Kadınlar bizim işimizi elimizden alıyor, sonra neden işsizlik artıyor?" diyerek bütün suçu kadınlara atıyorlar; sanki kendilerini bir anne doğurmamış gibi... Kadın nefreti ve incellik o kadar yaygın ki, beyinleri adeta erimiş durumda. Her kadını bir nesne ya da kullanılacak bir varlık olarak görüyorlar. Bir kadın yüz vermediğinde ise hemen çirkefleşiyorlar.
Onlara göre kadınlar alt tabakadır; çalışmamalı, erkeğine bağımlı olmalı, damızlık gibi yaşayıp gerekirse ölmeli, "git" denildiğinde gitmeli, "kal" denildiğinde kalmalıdır. Neden mi? Çünkü kafalarında kadın, erkekten her zaman aşağıdadır.
Çoğu, bir ilişkisi olmadığında bile suçu kendinde aramak yerine kadınları suçlar; "Daha yakışıklı/zengin olsam bakarlardı" gibi düşüncelerle kendilerini avuturlar. En vasıfsız erkeği bile en başarılı kadından üstün görürler. Onlara göre kadınlar iş hayatına atıldığından beri dünyadaki tüm olumsuzlukların —savaşların, ekonomik krizlerin— sorumlusu kadınlardır.
Bu tür dağ ayılarını değiştiremezsiniz, o yüzden böylelerinden olabildiğince uzak durun. Onlar kendilerine bir hayat arkadaşı değil, bir köle arıyorlar. Oysaki içten içe kadına muhtaç olduklarını kendileri de çok iyi biliyorlar; sadece bunu kendilerine yediremiyorlar.
Sevgilerle, DİA