Başarısızlık


Hayata ne parası olan ne de somut bir başarısı olan çoğu kişi, kendini başarısız olarak değerlendirir oysa. Bütün başarısızlıkların, seni sen yapan özelliğin değildir. Bazı konularda başarısız olmanız, diğer denemediğiniz aktivitelerde de başarısız olacağınız anlamına gelmez. Senin kişiliğini başarıların değil; hobilerin, alışkanlıkların kurar.

​Sen başarısız değilsin; sadece başaracağın konuları denemedin, belki de başarmak için kendine zaman tanımadın. Başarı emekle gelen bir şey; pes etmemek, başarıya giden yoldur.

​Her pes etmeye yakın olduğunda ayağa kalkmayı bilirsen başarıya yakın olursun.

​Diyelim ki sana, başarının 100. denemede olacağını deseler... Her denemede başarısız olsaydın mutlu olurdun çünkü 100. denemede olacağını biliyorsun. Süreç seni yıpratsa da pes etmemek ve her daim denemek, başarının yapı taşıdır. Denemek, başarı yolunda yeni şeyler öğrenmenin yoludur; tek yapman gereken, her denemede kendine bir bilgi katmaktır. Denemeden başarıya ulaşanların amacı sadece başarıyken, deneyerek başarıya ulaşanların amacı yeni bilgiler katmaktır.

​"Ben başarısızım," demek, kendine yapıştırdığın olumsuz bir etiketten başka bir şey değil. İlk yapacağın, bu düşünceden kurtulmak olmalı; sonrasında ise başarı için emek gerekmesini bilmek. Başarı, uzun süreliyse değerli olur. Emek verdikçe değeri bilinir.

​Çevremizde kısa yolla ulaşılan başarılar tebrik edilse de aslında asıl sebep, kimsenin emek vermek için uğraşmak istememesidir. Bu nedenle insanlar kolay ulaşılır şeyleri başarı olarak kabul etti. Örneğin: Bir telefonun üst modelini almak çoğu insana göre başarı, detoks sularıyla kilo vermek başarı, popüler kültür ürünü almak başarı vb.

​Oysa asıl başarı; işe girip, emek verip, kendi paranı kazanıp mutlu olacağın ürüne para vermek, uğraşıp emek vererek spor salonuna aynı disiplinle gidip kilo vermek, yeni hobiler denemek, hobi için zaman ayırmaktır. Kısacası emek = başarı; ne kadar emek o kadar başarı, ne kadar denemek o kadar başarı.

​Sevgili okuyucum, kimse başarısız değildir, unutma!

​Sevgilerle, Dia

Bu blogdaki popüler yayınlar

ilk gönderi

hayatan nasıl zevk alınır ?

sevmekten korkmak